Commercial etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Commercial etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2015 Pazar

Kinder Süt Dilimi Reklamı


Kinder Süt Dilimi reklam serilerine bir yıldır maruz kalıyoruz. Masumiyet mesajını ön plana çıkarma çabasıyla "masum" sözcüğünden nefret ettiren reklamlardan bahsediyorum. Fakat son zamanlarda dikkat ettiyseniz, reklamlarda 2 defa arka arkaya kullanılan masum sözcüğü kaldırılmış.

"Benim masum bebeğim" yerine "benim canım bebeğim", "benim kızım kadar masum..." yerine de "benim tam sana göre..." cümleleri yerleştirilmiş.

Sanırım bu konudaki eleştirileri 1 yıl sonra dikkate alma gereği duydular. Bakınız ekşi sözlükte de "masumiyet" sözcüğünün gereksiz ve itici kullanımından söz edilmiş.

Düzeltilmiş reklamı bulamadım. Bulursam hemen güncelleyeceğim. Eski reklam ise burada.




26 Ağustos 2013 Pazartesi

Yeni Magnum Reklamı

Selma Ergeç nerelerde, göremiyorum Magnum reklamlarında derken muhteşem bir performansla çıktı karşımıza. Reklamın senaryosu müthiş, metin müthiş, oyunculuk müthiş, Selma Ergeç'in aksanı hepsinden müthiş. İyi seyirler.


16 Temmuz 2013 Salı

15 Şubat 2013 Cuma

10 Şubat 2013 Pazar

Toplumsal Cinsiyet


Biyolojik ve fizyolojik özelliklerimizin dışında, sosyal yönden toplumun bize yüklediği roller ve sorumluluklar vardır. Bu, toplum tarafından kadına ve erkeğe ayrı ayrı yüklenen roller toplumsal cinsiyeti oluşturur. Her kültürde farklıdır. Biz Türk toplumunda kadın ve erkek rollerini ve toplumsal cinsiyetin reklamlara nasıl yansıdığını tartışacağız.

Burada hemen küçük bir parantez açmak istiyorum, toplumsal cinsiyet reklamları ve reklam çekiciliklerindeki sex öğesi birbiriyle karıştırılıyor. Magnum ve Biscolata reklamları toplumsal cinsiyete değil, reklam çekiciliklerine örnek olarak gösterilebilir.

6 Şubat 2013 Çarşamba

SEO Dudes Görseli

SEO Dudes şirketi için hazırlanan görsel çok yaratıcı. Sade ve net. Nokta atışı. Bayılıyorum böyle işlere.


27 Ocak 2013 Pazar

Reklamın Amacı



Reklam, genel anlamda bir ürün veya hizmet hakkında, tüketiciyi belli bir davranışa yöneltmek, ikna etmek, bilgi vermek, tutum değiştirmek, belli bir görüşü benimsemelerini sağlamak amacıyla, çeşitli iletişim araçlarıyla çoğaltılıp dağıtılabilen bir tanıtım unsurudur.

Televizyon, radyo, basılı, outdoor, online, mobil gibi çeşitli mecralarla yapılabilir. Çoğu zaman reklamın amacı salt satış değildir. Tabii ki de firmaların en nihayetinde gayesi, satışları artırmaktır, fakat o aşamaya gelene kadar, markaların önce tüketicinin aklına, sonra kalbine, sonra da evine girebilmesi gerekir. Bunu da direkt olarak ‘ürünümüzü satın alın’, ‘hizmetimizden yararlanın’ diyerek yapmazlar, yapamazlar. Yaparlarsa tüketici bir daha o markanın yüzüne bile bakmaz. O nedendendir ki reklamın faydaları, emotional (duygusal) ve functional (fonksiyonel) olarak ikiye ayrılır. Reklamın faydalarına başka bir yazıda değineceğiz.

23 Ocak 2013 Çarşamba

Albeni Reklamı


Çikolata-bisküvi-karamel uyumu ancak bu kadar kötü anlatılabilirdi. Farklı tarzlarda müzik yapan üç sanatçıyı bir araya getirip Albeni'nin marka algısını yerin dibine sokun demişler, onlar da yapmış. 'Bahanesi çok' kampanyası bile daha iyiydi. Albeni hedef kitlesini belirleyememiş, ajansa gitmiş, abi herkes yesin bizi yap bi güzellik demiş, ortaya bu sonuç çıkmış. 



22 Ocak 2013 Salı

Hülya Avşar Odeabank Reklamında Oynuyor mu?


Bankacılık sektörüne, reklamcılık ikinci sınıf öğrencisinin elinden çıkmış reklamlarıyla giriş yaptı Odeabank. Böyle diyorum ama biz ikinci sınıftayken daha iyi fikirler çıkarıyorduk.
Ünlü seçimi olarak Hülya Avşar doğru bir karar olabilir. Yıllardır Hülya Avşar’a atfedilen çalışkan, kendine güvenen, iddialı sıfatlarından faydalanmak istemiş olabilir banka. Yalnız, Avşar’ın bankaya girişinden itibaren rahatsız eden bir konuşma şekli var; kelimeleri uzatarak, ağzını yayarak, bankanın adını sürekli tekrar ederek izleyiciyi bir parça irite ediyor. Teaser havası verilmek istenen ilk reklamlarını da düşünecek olursak, evet çok zayıf bir giriş yaptı. 

19 Ocak 2013 Cumartesi

Eti Browni Intense Reklamı

Nejat İşler her rolün hakkını verenlerden. Adam her diziye/filme yakışıyor. Kendini mutlu etmek isteyen kadınları hedefleyen, Eti Browni Intense reklamı için Nejat İşler çok doğru bir seçim olmuş.




11 Ocak 2013 Cuma

Odeabank Reklamı

Odeabank'ın Hülya Avşar'lı reklam filmleri yayınlanmaya başladı. Ekim 2012'de resmen Türk bankacılık sektörüne giriş yapan Odeabank'ın şu anda sadece İstanbul, İzmir, Ankara ve Bursa'da şubeleri var.

Şimdi reklama gelecek olursak; reklamlarda bir teaser havası var. Henüz bizi bilgilendirmiyor. Hülya Avşar gibi sürekli çalışan, her alanda on parmağında on marifet olan bir kadını oynatmaları mantıklı sayılabilir. Ama bir yandan da, Halkbank yakın zamanda Murat Boz'la Paraf'ı tanıttı, büyük bir patlamaya neden oldu. Öte yandan Vakıfbank 'halden anlamak' konseptli reklamlarının devam filmini yayınladı, çok da başarılı oldu. Bankacılık sektöründe bu kadar iyi reklamlar dönerken - ya da ses getiren demek daha doğru olur, Odeabank'ın bu denli zayıf reklamlarla giriş yapması doğru mu diye sormadan edemiyorum. Tek temennim devam filmlerinin çok iyi olması. Bekleyip göreceğiz.





10 Ocak 2013 Perşembe

Koca Aranıyor!

Kurgu çok iyi değil mi ya :)


Cipso Reklamı: Erkek Muhabbeti

Cipso'nun yeni reklamı erkek muhabbeti, eğlenceli olmuş.


Reklamın Künyesi

Reklamveren: Kraft Gıda / Bahar Uçanlar, Toloy Tanrıdağlı, Aslı Akman, Ece Gürbüz
Reklam Ajansı: DRAFTFCB İstanbul
Yaratıcı Yönetmen: Elif ÖnayYaratıcı Ekip: Yavuzhan Gel, Nilüfer Duru
Prodüksiyon Şirketi: Böcek Yapım
Yönetmen: Eralp Vardar
Medya Şirketi: Mindshare


7 Ocak 2013 Pazartesi

Noel Baba’dan İlginç Hediyeler

Brüksel’de kar amacı gütmeyen kuruluşlardan biri olan Petits Riens/Spullenhulp, her yıl ihtiyacı olan insanlar için kıyafet topluyor. Maalesef bağış kutularından kıyafet yerine tonlarca çöp çıkmakta. Bu yıl Noel Baba’nın canına tak etmiş olmalı ki; Brüksel’de Christmas market kurulduğu sırada, insanları durdurup hediyeler vermiş. Noel Baba’nın verdiği hediye kutularını heyecanla açıp; ezilmiş bira kutusu, kafası kopmuş barbie bebek, ölmüş fare vs. gören insanlar şok oluyor ve tiksinerek Noel Babaya bakıyorlar. Acaba, onlar bağış kutularının içine çöp attıklarında da, ihtiyacı olan diğer insanların da onlardan tiksindiğini idrak edebilmişler midir?
İnteraktif bir reklam. Eğer ‘click here to make better gifts – daha iyi hediyeler için tıklayın’ yazan yere tıklarsak, Noel Baba’nın kıyafetlerini yıkayıp, temizleyip, güzelce paketlediğini görüyoruz.
Aynı olayların Türkiye’de de olduğunu söylememe gerek var mı? Doğal afetlerden sonra toplanan yardımların içinde, işe yarar eşyaların dışında her şey var; çöpler, yırtık kazaklar, parçalanmış oyuncaklar vs…
Bağış kutularına çöp atarken harcadığımız eforu gerçekten işe yarar bir şeyler göndermek için harcarsak, kimsenin kimseden tiksinmesine gerek kalmayacak.


Reklamın Künyesi
Reklam Ajansı: DDB Brüksel, Belçika
Yaratıcı Yönetmenler: Peter Aerts, Liesbeth Demolder
Sanat Yönetmenleri: John&Rom, Anthony Lamont
Metin Yazarı: Rom&John
Stratejik Planlama: Maarten Van Daele
Prodüksiyon:  Lovo Films Brussels
Yönetmen: Hans Vercauter

Yayınlandığı site: Aristolog


6 Ocak 2013 Pazar

Fiat 500 Reklamı

Bugün çok keyfim yerinde, o yüzden şarkılı eğlenceli bir reklam paylaşmak istiyorum.

Ajans:  Krow Communications, London, UK
Yayın tarihi: Aralık 2012
Reklamveren: Fiat


Ama maalesef orijinal değil, daha önce yapılmıştı.

Ajans: Saatchi & Saatchi LA, USA
Yayın tarihi: Mayıs 2010
Reklamveren: Toyota


23 Aralık 2012 Pazar

Kitap: Gerçek, Yalanlar, Reklamcılık

Orjinal adı: Truth, Lies and Advertising
Yazarı: Jon Steel
Çeviri: İnci Berna Kalınyazgan
MediaCat Yayınları

Kitap, müşteri planlamayla ilgili bilgiler içermekte. Beni çok heyecanlandırdığını söyleyemeyeceğim. İlerde müşteri planlamada çalışmak isteyen varsa yada ne biliyim nedir bu müşteri planlama, ne yaparlar diye merak edeniniz varsa açsın okusun.

Kitapta, bakış açısının önemini vurgulamak için bir reklamdan örnek verilmiş. Kitaptan reklamı anlatan kısmı ve reklam filmini paylaşacağım. Londra’da bir reklam ajansı tarafından The Guardian gazetesi için üretilen reklam filmi, 1986 yılında çekilmiş.

         Reklam, eski bir sanayi kasabasının sıkıcı bir terasının önündeki kaldırımdan son sürat koşmakta olan sert görünüşlü bir dazlağın ağır çekimiyle başlar. Sokağın sonunda tehdit edici bir şekilde bir araba yavaşlar, belki de takip etmektedir. Kapı eşiğinde durmakta olan bir kadın, dazlak önünden koşarak geçince irkilir ve gerçeğin sesi tonunda sakin bir dış ses şöyle der, “Tek bir bakış açısından izlenen bir olay bir tek izlenim bırakır.”
            Bu kez aynı sahneyi başka bir açıdan izleriz. Dazlak, kadının yanından fırlar ve bu kez uzun pardösülü, şapkalı, elinde bir çanta taşıyan yaşlı bir adama doğru gitmekte olduğunu görürüz. Haydut, yakalamak için uzanınca, yaşlı adam kendini korumak için çantasını havaya kaldırır. Fondaki ses yine konuşur, “Başka bir açıdan bakınca, oldukça farklı bir izlenim bırakır.”
            Üçüncü bir sahneye geçiş yapılır, aynı olayın bir tekrarı daha, ancak bu kez sokağın karşısındaki bir binanın tepesinden, yüksek bir noktadan çekilmiştir. Olaydan tamamen habersiz yaşlı adamın yanında bulunduğu binanın tepesinden büyük bir tuğla tepsisinin yukarı çekildiğini görürüz. Tepsi tehlikeli bir şekilde sallanmaktadır ve dazlak bunun farkına varır. Sokağın öbür ucundan koşarak gelir. Fondaki ses devam eder, “ama ancak olayın tamamını görünce gerçekten neler olduğunu anlarsınız.” Dazlak, adamı yakaladığı gibi onu korumak için arkadaki duvara doğru iter ve o anda tuğlalar kaldırıma düşerek parçalanır. Ekran kararı ve sessizlik içinde gazetenin adı belirir. “The Guardian. Görüntünün tamamı.”


19 Aralık 2012 Çarşamba

Dacia Sandero Stepway Reklamı


Dacia Sandero Stepway’in Nurhayat’lı yeni reklamı görücüye çıktı.
Evet Nurhayat karakteri Yalan Dünya dizisiyle çok sevildi. Replikleri ağızdan ağza dolaştı. Dacia reklamlarıyla da iyiden iyiye evimizin baş konuğu oldu. Yalnız, bir araba reklamında Nurhayat’ı oynatmak ne kadar doğru? Şimdi hep arabalar güvenli oluşundan, sağlamlıktan, kaliteden giriyorlar ya; Dacia’nın ise tek sunduğu fayda; fiyatı. Uygun fiyatlı olması önemli değildir demiyorum fakat yılda bilmem kaç yüz tane kazanın olduğu güzel ülkemizde, insanlar sağlam arabaya binmek ister. Hele ki Nurhayat gibi, maddi durumu iyi, gösterişe meraklı kadınlar –hani madem hedef kitle genç yetişkin ‘elit’ler- daha çok ister. Diğer markalar boşuna mı sağlamım, güvenilirim, çelik kasam var, dikiz aynasında kör nokta uyarıcım var diyorlar. Hepsi insanların güvenli sürüş yapabilmesi için.
Dacia kendini şehir otomobili olarak konumlandırıyor, reklamlarında da sadece ucuzluğunu vurguluyor. Şehrin içinde 60’ı geçmem, işe gider gelirim, çok sağlam olmasa da olur, ucuz olsun ama görünüşü de iyi olsun diyenler için ideal bir araba.
Gelelim son reklamına; açıkçası ilk izlediğimde mesajı alamadım. Adamın anlattığı Lamborghini’ye dikkat etmedim. Edemedim. 4 ızgaralı resim kullanmak yerine, tek araba görseliyle daha dikkat çekici yapabilirlermiş ilk sahneyi. Daha sonra otoparkta Nurhayat’ın neden şaşırdığını da anlayamadım haliyle; o ilk sahnede anlatılan araba Dacia değil miydi zaten, diye düşündürttü. Reklamı tekrar tekrar izlememe sebep oldu.
Nurhayat karakterini bir online alışveriş sitesi reklamına çok yakıştırırdım. İnternet başında kaliteyi ucuza alan bir kadın görmek hoşuma giderdi.
Karakter sempatik ama hedef kitlenin satın alma davranışını ne derece etkilediği daha önemli. 

Yayınlandığı site: Aristolog

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...