Reklam,
genel anlamda bir ürün veya hizmet hakkında, tüketiciyi belli bir davranışa
yöneltmek, ikna etmek, bilgi vermek, tutum değiştirmek, belli bir görüşü
benimsemelerini sağlamak amacıyla, çeşitli iletişim araçlarıyla çoğaltılıp dağıtılabilen
bir tanıtım unsurudur.
Televizyon,
radyo, basılı, outdoor, online, mobil gibi çeşitli mecralarla yapılabilir. Çoğu
zaman reklamın amacı salt satış değildir. Tabii ki de firmaların en nihayetinde
gayesi, satışları artırmaktır, fakat o aşamaya gelene kadar, markaların önce
tüketicinin aklına, sonra kalbine, sonra da evine girebilmesi gerekir. Bunu da
direkt olarak ‘ürünümüzü satın alın’, ‘hizmetimizden yararlanın’ diyerek
yapmazlar, yapamazlar. Yaparlarsa tüketici bir daha o markanın yüzüne bile
bakmaz. O nedendendir ki reklamın faydaları, emotional (duygusal) ve functional
(fonksiyonel) olarak ikiye ayrılır. Reklamın faydalarına başka bir yazıda
değineceğiz.
Bugün
reklamın amacından söz etmek istiyorum. Çevremdeki insanlardan defalarca aynı
şeyi duyuyorum: “bu reklamı görünce ben satın almıyorum”, “kim bu reklamı
gördükten sonra gidip ürünü alıyordur ki” vs... Cevap çok basit; reklamın amacı
her zaman satın almaya yönlendirmek değildir. Reklamın çok çeşitli amaçları
vardır. Belli başlı amaçlarını şu şekilde sıralayabiliriz:
1. Ürün ya da hizmete olan talebi
artırmak: Birincil amaç tabii ki de satış. Satış olmazsa, kar
olmaz, kar olmazsa firma ölür.
2. Tüketiciye bilgi vermek:
Firma ürünleri veya hizmetleriyle ilgili tüketiciye, ürün veya firma veya marka
hakkında bilgi vermelidir ki, tüketicinin zihninde ürün yerini bulsun.
3. Toptancıya ve perakendeciye
yardımcı olmak: Onlar olmazsa marka bir hiçtir.
4. İmajı doğrulamak veya
değiştirmek: Marka imajını değiştirmeye karar
verdiyse bunu tüketicisiyle paylaşmak zorundadır.
5. Farkındalık sağlamak:
Çoğu zaman markalar tüketiciye ve sektördeki diğer markalara ‘ben de buradayım’
deme ihtiyacı duyarlar.
6. Mevcut müşteriye reklam:
Mevcut müşterinin sadakatinin devamını sağlamak, onu elinde tutabilmek için ona
özel promosyonlar yapar ve bunu da en iyi reklamla duyurur. Bu bi yönden, markanın
potansiyel müşterilerine ‘biz müşterilerimize çok iyi davranıyoruz, bizi tercih
ederseniz size de iyi davranacağız’ deme şeklidir.
7. Alışkanlıkları değiştirmek:
Buna en iyi örnek sanırım Luna’nın ‘siz hala annenizin margarinini mi
kullanıyorsunuz’ sloganıdır.
8. Hatırlatma:
Bu anlamda Coca-Cola’nın yaptığı iş çok iyi. Reklam aralarında bardağa atılan
buzun sesi, kola kutusunun açılış sesi ve kolanın bardağa dökülmesi; o anda
televizyona bakmıyor bile olsanız, Coca-Cola olduğunu anlarsınız. Marka sürekli
kendini hatırlatma ihtiyacı duyuyor.
9. Yeni ürüne reklam:
Tabii ki de yeni ürünler için reklam yapılmalı ki, tüketici o ürününün markette
olduğunu bilsin, gitsin, alsın ve denesin. Hatta mümkünse sadık müşterisi
olsun.
Bu
liste uzar da uzar: güven artırmak, duygusal bağ kurma, etkileşim kurma, sektöre
olan talebi artırmak vs… Bakın benim bir ürünüm var, haydi hepiniz gidip satın
alın demekle olmuyor. Başta da belirttiğim gibi müşterinin aklına, kalbine
sonra da evine girebilmek şart. Evde de uzunca bir süre misafir olmak için
markalar kırk takla atıyor.
Yayınlandığı site: Aristolog
Yayınlandığı site: Aristolog

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder