Çoğu
kaynakta geleneksel medyanın öldüğünü okuyoruz, fikir liderleri artık
geleneksel medyanın tüketiciyi eskisi kadar çok yakalayamadığını, sosyal
medyanın gelenekselin önüne geçtiğini söylüyor.
Televizyonla
büyüyen bir nesiliz. Sabahları daha anne-babamız bile kalkmadan kumandayı kapıp
çizgi film izlerdik. Gençlik dizilerimizi keza oturur saatlerce izler, tuvalete
gitmek için reklam aralarını beklerdik. 90’ların sonunda ICQ, daha sonra MSN’le
tanıştık. O günden beri de internet hayatımızın vazgeçilmezi oldu. Aradan
birçok platform, arkadaşlık sitesi, portallar geldi geçti ama bizim en
favorimiz facebook ve twitter oldu.
Sabah uyanır uyanmaz çizgi film izleyen
neslin çocukları olarak şimdilerde kumanda yerine klavyeyi, akıllı telefonu
veya tabletleri kapıp online oluyoruz. Gündemi ve arkadaşlarımızı bu
platformlar sayesinde takip ediyoruz. Arada bir de aklımıza gelen insanları
öldürüyoruz.
Sosyal
medya sayesinde markalarla iletişim kurmamız da kolaylaştı. Gelenekselin
döneminde bir şikayetimiz olduğu zaman, mağazaya gidecektin de, derdini
anlatacaktın da, onlar da sorunu çözeceklerdi. Kim uğraşır bunlarla. Şimdi ne
güzel yazıyoruz 140 karakterde ne derdimiz varsa, sonuna da markanın adını yaz,
yolla. Markanın paçaları tutuşuyor, aman diğer tüketiciler görmesin diye.
Markalar
açısından sosyal medya, tüketiciyle etkileşime geçmek için bulunmaz nimet. Bir
kere çift yönlü. Tüketiciyle karşılıklı konuşabiliyor ve dakikalar içinde
sorununu çözüyor. Televizyon öyle mi? Marka çıkıyor söyleyeceği şeyi 15
saniyede söylüyor ve gidiyor. Tüketici de soruları varsa markayı gidip
buluyordu. Sosyal medya çağında ise marka tüketicinin ayağına geliyor.
Sosyal
medyanın hayatımızdaki yeri ve önemi yadsınamaz. Ama biz sosyal medya kadar
geleneksel medyayı da tüketen bir toplumuz. Gerek akşamları ailemizle
televizyon izlerken, gerek arabada radyo dinlerken, gerekse bir derginin
sayfalarını karıştırırken hep geleneksel yolla hazırlanmış reklamlara maruz
kalıyoruz. Markalar da bu ikili tüketimi fark etmiş olmalı ki, artık insanlar
televizyon izlerken sağ tarafta çıkan hashtagle tweet atabiliyor veya bir dergideki
QR kodu okutup markanın web sitesine gidebiliyorlar. Bunu yapan markaların çok
akıllıca ilerlediklerini düşünüyorum. Sadece geleneksele ya da sadece sosyal
medyaya yönelip diğerini yok sayan markalar bir grup tüketiciyi mutlaka
kaçıracaklardır.
Uzun
lafın kısası, geleneksel medya asla ölmez; öyle olsaydı Halkbank Paraf Card
reklamı için milyonlarca insan akşamın dokuzunda televizyon başına toplanmazdı.
Burada uygulanacak en akıllıca strateji, gelenekseli ve sosyal medyayı entegre
ederek tüketiciye ulaşmak olacaktır.
Yayınlandığı site: Aristolog
Yayınlandığı site: Aristolog

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder