4 Mart 2013 Pazartesi

Geleneksel Medya Öldü mü?


Çoğu kaynakta geleneksel medyanın öldüğünü okuyoruz, fikir liderleri artık geleneksel medyanın tüketiciyi eskisi kadar çok yakalayamadığını, sosyal medyanın gelenekselin önüne geçtiğini söylüyor.

Televizyonla büyüyen bir nesiliz. Sabahları daha anne-babamız bile kalkmadan kumandayı kapıp çizgi film izlerdik. Gençlik dizilerimizi keza oturur saatlerce izler, tuvalete gitmek için reklam aralarını beklerdik. 90’ların sonunda ICQ, daha sonra MSN’le tanıştık. O günden beri de internet hayatımızın vazgeçilmezi oldu. Aradan birçok platform, arkadaşlık sitesi, portallar geldi geçti ama bizim en favorimiz facebook ve twitter oldu. 

Sabah uyanır uyanmaz çizgi film izleyen neslin çocukları olarak şimdilerde kumanda yerine klavyeyi, akıllı telefonu veya tabletleri kapıp online oluyoruz. Gündemi ve arkadaşlarımızı bu platformlar sayesinde takip ediyoruz. Arada bir de aklımıza gelen insanları öldürüyoruz.

Sosyal medya sayesinde markalarla iletişim kurmamız da kolaylaştı. Gelenekselin döneminde bir şikayetimiz olduğu zaman, mağazaya gidecektin de, derdini anlatacaktın da, onlar da sorunu çözeceklerdi. Kim uğraşır bunlarla. Şimdi ne güzel yazıyoruz 140 karakterde ne derdimiz varsa, sonuna da markanın adını yaz, yolla. Markanın paçaları tutuşuyor, aman diğer tüketiciler görmesin diye.

Markalar açısından sosyal medya, tüketiciyle etkileşime geçmek için bulunmaz nimet. Bir kere çift yönlü. Tüketiciyle karşılıklı konuşabiliyor ve dakikalar içinde sorununu çözüyor. Televizyon öyle mi? Marka çıkıyor söyleyeceği şeyi 15 saniyede söylüyor ve gidiyor. Tüketici de soruları varsa markayı gidip buluyordu. Sosyal medya çağında ise marka tüketicinin ayağına geliyor.

Sosyal medyanın hayatımızdaki yeri ve önemi yadsınamaz. Ama biz sosyal medya kadar geleneksel medyayı da tüketen bir toplumuz. Gerek akşamları ailemizle televizyon izlerken, gerek arabada radyo dinlerken, gerekse bir derginin sayfalarını karıştırırken hep geleneksel yolla hazırlanmış reklamlara maruz kalıyoruz. Markalar da bu ikili tüketimi fark etmiş olmalı ki, artık insanlar televizyon izlerken sağ tarafta çıkan hashtagle tweet atabiliyor veya bir dergideki QR kodu okutup markanın web sitesine gidebiliyorlar. Bunu yapan markaların çok akıllıca ilerlediklerini düşünüyorum. Sadece geleneksele ya da sadece sosyal medyaya yönelip diğerini yok sayan markalar bir grup tüketiciyi mutlaka kaçıracaklardır.

Uzun lafın kısası, geleneksel medya asla ölmez; öyle olsaydı Halkbank Paraf Card reklamı için milyonlarca insan akşamın dokuzunda televizyon başına toplanmazdı. Burada uygulanacak en akıllıca strateji, gelenekseli ve sosyal medyayı entegre ederek tüketiciye ulaşmak olacaktır.

Yayınlandığı site: Aristolog

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...