27 Ocak 2013 Pazar

Reklamın Amacı



Reklam, genel anlamda bir ürün veya hizmet hakkında, tüketiciyi belli bir davranışa yöneltmek, ikna etmek, bilgi vermek, tutum değiştirmek, belli bir görüşü benimsemelerini sağlamak amacıyla, çeşitli iletişim araçlarıyla çoğaltılıp dağıtılabilen bir tanıtım unsurudur.

Televizyon, radyo, basılı, outdoor, online, mobil gibi çeşitli mecralarla yapılabilir. Çoğu zaman reklamın amacı salt satış değildir. Tabii ki de firmaların en nihayetinde gayesi, satışları artırmaktır, fakat o aşamaya gelene kadar, markaların önce tüketicinin aklına, sonra kalbine, sonra da evine girebilmesi gerekir. Bunu da direkt olarak ‘ürünümüzü satın alın’, ‘hizmetimizden yararlanın’ diyerek yapmazlar, yapamazlar. Yaparlarsa tüketici bir daha o markanın yüzüne bile bakmaz. O nedendendir ki reklamın faydaları, emotional (duygusal) ve functional (fonksiyonel) olarak ikiye ayrılır. Reklamın faydalarına başka bir yazıda değineceğiz.

Bugün reklamın amacından söz etmek istiyorum. Çevremdeki insanlardan defalarca aynı şeyi duyuyorum: “bu reklamı görünce ben satın almıyorum”, “kim bu reklamı gördükten sonra gidip ürünü alıyordur ki” vs... Cevap çok basit; reklamın amacı her zaman satın almaya yönlendirmek değildir. Reklamın çok çeşitli amaçları vardır. Belli başlı amaçlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Ürün ya da hizmete olan talebi artırmak: Birincil amaç tabii ki de satış. Satış olmazsa, kar olmaz, kar olmazsa firma ölür.
2. Tüketiciye bilgi vermek: Firma ürünleri veya hizmetleriyle ilgili tüketiciye, ürün veya firma veya marka hakkında bilgi vermelidir ki, tüketicinin zihninde ürün yerini bulsun.
3. Toptancıya ve perakendeciye yardımcı olmak: Onlar olmazsa marka bir hiçtir.
4. İmajı doğrulamak veya değiştirmek: Marka imajını değiştirmeye karar verdiyse bunu tüketicisiyle paylaşmak zorundadır.
5. Farkındalık sağlamak: Çoğu zaman markalar tüketiciye ve sektördeki diğer markalara ‘ben de buradayım’ deme ihtiyacı duyarlar.
6. Mevcut müşteriye reklam: Mevcut müşterinin sadakatinin devamını sağlamak, onu elinde tutabilmek için ona özel promosyonlar yapar ve bunu da en iyi reklamla duyurur. Bu bi yönden, markanın potansiyel müşterilerine ‘biz müşterilerimize çok iyi davranıyoruz, bizi tercih ederseniz size de iyi davranacağız’ deme şeklidir.
7. Alışkanlıkları değiştirmek: Buna en iyi örnek sanırım Luna’nın ‘siz hala annenizin margarinini mi kullanıyorsunuz’ sloganıdır.
8. Hatırlatma: Bu anlamda Coca-Cola’nın yaptığı iş çok iyi. Reklam aralarında bardağa atılan buzun sesi, kola kutusunun açılış sesi ve kolanın bardağa dökülmesi; o anda televizyona bakmıyor bile olsanız, Coca-Cola olduğunu anlarsınız. Marka sürekli kendini hatırlatma ihtiyacı duyuyor.
9. Yeni ürüne reklam: Tabii ki de yeni ürünler için reklam yapılmalı ki, tüketici o ürününün markette olduğunu bilsin, gitsin, alsın ve denesin. Hatta mümkünse sadık müşterisi olsun.

Bu liste uzar da uzar: güven artırmak, duygusal bağ kurma, etkileşim kurma, sektöre olan talebi artırmak vs… Bakın benim bir ürünüm var, haydi hepiniz gidip satın alın demekle olmuyor. Başta da belirttiğim gibi müşterinin aklına, kalbine sonra da evine girebilmek şart. Evde de uzunca bir süre misafir olmak için markalar kırk takla atıyor.

Yayınlandığı site: Aristolog


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...